Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya

"Af Yok, Taksitlendirme Var" Cümlesinin Sahadaki Karşılığı

09/04/2026

Sayın Bakanın "asla af yok, taksitlendirme var" cümlesi kulağa erdemli geliyor. Ama sahadaki tablo bu cümlenin çok uzağında. Çünkü taksitlendirme ile yapılandırma aynı şey değil; aradaki fark, bir KOBİ için çoğu zaman iflas ile hayatta kalma arasında bir yerde.

Yapılandırma kanunları (7326, 7440…) ağır gecikme zamlarını siliyor, borcu Yİ-ÜFE ile güncelliyordu. 6183 sayılı Kanun m. 48 kapsamındaki taksitlendirmede ise hiçbir indirim yok; üstüne yıllık yüzde 39 tecil faizi var. Üstelik başvuran herkes bu imkândan yararlanamıyor; önce idarenin "çok zor durum" rasyosunu geçmeniz gerekiyor. Kâğıtta varlıklı, kasada işçinin maaşını ödeyecek nakdi olmayan şirket bu mekanik formüle takılıp doğrudan e-haciz sarmalına düşüyor. Hakkı kazansanız bile 250.000 TL'yi aşan borçlarda, aşan kısmın yüzde 50'si oranında teminat zorunlu. Kredi limitleri dolmuş bir KOBİ bu teminatı nereden bulacak?

"Dürüst mükellefi koruyalım" gerekçesi ilkesel olarak haklı. Ama KOBİ'lerin büyük bölümünün krediye erişiminin olmadığı bir ortamda kapı dürüst mükellefin de yüzüne kapanıyor.

Mesele af var mı yok mu sorusundan öte, sistemin tasarımında. Günü kurtaran aflar da, dürüst mükellefi zorlayan katı tahsilat rejimi de aynı yapısal sorunun iki yüzü. İhtiyacımız olan; dolaylı vergi yükünü azaltan, kayıt dışılığı daraltan ve dürüst mükellefe kriz anında gerçek bir sığınak sunan âdil, yapısal bir vergi reformu.

Aksi hâlde aynı filmi izlemeye devam edeceğiz; önce "asla af yok" denecek, sonra biriken borç stoku altında yeni bir yapılandırma kanunu Meclis'ten geçecek. Ve dürüst mükellef, her seferinde olduğu gibi, yine kaybeden taraf olacak.

Diğer Blog Yazıları
DANIŞMANLIK