Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya

Vergi Kaçakçılığında Ödemeye Bağlı İndirim ve Kalan Yüzde 50 Sorunu

09/05/2026

7394 sayılı Kanun, 15 Nisan 2022'de mükellefin önüne aynı anda, tabiri caizse, bir sopa ve bir havuç bıraktı.

Sopa; VUK m. 359'da sahte belge düzenleme ve kullanma fiilinin üst sınırı beş yıldan sekiz yıla çıktı, uzamış dava zamanaşımı 22,5 yıla kadar tırmandı. Bir suç isnadının çeyrek asra yakın süre vatandaş üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanması, hukuki güvenlik ilkesiyle ne ölçüde bağdaşır?

Havuç; vergi aslı, faiz ve zam ile ziyaı cezasının yarısı ödenirse soruşturmada yarı, kovuşturmada üçte bir oranında hapis cezası indirimi.

Lâkin kanun koyucu bu havucun içine bir kanca yerleştirmişti; indirim için vergi mahkemesinde dava açmamak ya da feragat etmek şart koşuluyordu. Ceza tehdidi altındaki mükellefi anayasal hak arama hürriyetinden vazgeçmeye iten bir "şantaj denklemi". Anayasa Mahkemesi, E. 2022/81, K. 2023/153 sayılı kararıyla bu yasağı oybirliğiyle iptal etti; mahkemeye erişim hakkı, masumiyet karinesi ve idarenin yargısal denetimi.

Asıl tartışma tam bu noktada başlıyor. Kalan yüzde 50'lik vergi ziyaı cezası tahsil edilebilir mi?

7394'ün orijinal kurgusu netti; yarısı ödensin ve dava açılmasın, indirim uygulansın. Dava açma yasağı, kalan yarıyı fiilen kesinleştiren mekanik bir köprüydü. AYM bu köprüyü yıktı. Ancak iptal, kanun koyucunun asıl iradesini değil, onun anayasaya aykırı yöntemini ortadan kaldırdı. Asıl irade, mükellefin mali yükünün yüzde 50 ile sınırlandırılmasıydı.

Bu çerçevede kalan yarının tahsili hukuken mümkün değildir. Verginin kanuniliği ilkesi gereği VUK m. 359 yalnızca "yarısının ödenmesi"ni şart koşuyor, kalan yarı için tahsil yetkisi öngörmüyor. Ratio legis gereği kurumun varlık sebebi faili somut biçimde ödüllendirmektir; kalan yarı tahsil edilirse havuç çürür. Lehe yorum ilkesi de tereddüt hâlinde mükellef lehine sonuç dayatır.

Mükellef yüzde 50'yi ödediği anda, dava açıp açmamasından bağımsız olarak, vergi ziyaı cezasının tamamı yönünden mali yükten kurtulur. Vergi mahkemesindeki dava yalnızca vergi aslı ve gecikme faizi yönünden anlam taşır. Bu nedenle strateji çift kanatlı olmalı; ceza yargılamasında mali yükü yüzde 50 ile sınırlandırmak, tarhiyatın hukuka aykırılığını idari yargıda sonuna kadar tartışmak.

Diğer Blog Yazıları
DANIŞMANLIK