BLOG
BİNLERCE ESNAFA TEKRAR HAPİS YOLU GÖZÜKTÜ
2019 verileri dikkate alındığında, üç buçuk milyon ceza dosyasının yaklaşık dörtte biri özel kanunlara göre açılan davalardan oluşuyor. Bunun da yaklaşık %26’sı (180 bin) karşılıksız çek dosyası. Bugün ise dosya sayısı 250 bini bulmuş durumda.
“Ekonomik suça ekonomik ceza” ilkesinden hareketle 2012 yılında karşılıksız çeke hapis cezası öngören 27 yıllık uygulama kaldırılmışken, 2016 yılında karşılıksız çek düzenlemek yeniden hapis cezası ile cezalandırılan bir eylem haline geldi.
Buna göre, müşterisine verdiği çek bankada yazılan (karşılıksızdır kaşesi vurulan) kişi, alacaklısının şikayeti ile önce çek bedeli kadar adli para cezasına mahkum ediliyor, adli para cezasını ödeyemeyince de bunun günlük 100 liradan hapis cezasına çevrilmesiyle hesaplanan hürriyeti bağlayıcı cezayı çekmek için cezaevine giriyor. Çeki karşılıksız çıkana bir çekten dolayı 3 yıl, birkaç çekten dolayı toplam 5 yıla kadar hapis cezası var.
26/03/2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 7226 sayılı Kanunla 5941 sayılı Çek Kanununa geçici bir madde eklendi ve 24/03/2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçundan dolayı mahkum olanların cezalarının infazı 26/03/2020 tarihi itibariyle durduruldu ve karşılıksız çek hükümlüsünün tahliye tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini ödemesi zorunluluğu getirildi. Yüzde onluk tutar infazın durdurulmasından itibaren 1 yıl içinde ödenmez ise alacaklının şikayeti üzerine hükmün infazına devam ediliyor ve karşılıksız çek hükümlüsü yeniden cezaevine giriyor. Mahkemece hapis cezasının tümüyle ortadan kaldırılmasına karar verilebilmesi için ise 1 yıllık sürenin sonunda çek bedelinin kalan yüzde doksanlık kısmını 30 ayda on beş taksitle ödemesi gerekiyor, iki taksit ödenmezse hükmün infazına yine devam ediliyor.
Pandeminin de etkisiyle getirilen düzenleme ile karşılıksız çekten hüküm giymiş olanlar geçen yılın Mart ayında tahliye olmuşlardı. Ancak çek bedelinin yüzde onunu ödeyemeyenler için 1 yıllık süre önümüzdeki ay doluyor. Bunların yeniden hapse girmesi gündeme gelecek. Yüzde onluk tutarı ödeyip, 2021 yılının Mart ayından sonra çek bedelinin 15 eşit taksitinden iki taksitini ödeyemeyenler de bu yıl tekrar hapse girecekler.
Pandemi şartlarının ağırlaştırdığı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Geçen yıl getirilen düzenleme karşılıksız çekten mağdur olan esnafın bir yıl nefes almasını sağlamış gözükse ise de, salgın şartlarında işleri bozulan binlerce esnafın da karşılıksız çek mağduriyetine dahil olduğu kuşkusuz. Çekleri yazılan ve çek bedelini ödeyemeyen binlerce esnaftan bir de devlet çek bedeli kadar adli para cezası isteyecek, ödeyemediği takdirde hapse girecek. Böyle bir durum ekonominin dengelerini altüst edeceği gibi, kimseye de bir fayda sağlamayacak.
Yüklü tutardaki çekler nedeniyle beş yıla kadar hapis cezası verilen 250 bin dosyadaki iyiniyetli mağdurların ve ailelerinin feryatlarını duymanın zamanı geldi. Hakkında ceza verilen çoğu kişi, aynı zamanda, başka icra dosyalarında alacaklı durumunda. Yani aynı kişi alacağını tahsil edemediği için borcunu ödeyemiyor ve karşılıksız çekten dolayı hapis cezası alıyor. Sonu gelmeyen bir kısır döngüde binlerce aile oradan oraya savruluyor. Geçen yılki düzenlemenin de çare olmadığı anlaşılıyor.
Karşılıksız çeki uzun süreli hapis cezasıyla cezalandırmanın herhangi bir caydırıcılığı yok. Her geçen gün karşılıksız çek sayısı artıyor. Karşılıksız çeke hapis cezasının 2016 yılında geldiği ve mahkemelerdeki yargılama süresi dikkate alındığında, binlerce ceza dosyası kesinleşti.
Bir suç ve ona yüklenen ceza, onu yaratan şartlardan bağımsız olarak düşünülemez. Hiçbir ticaret erbabı çekinin yazılmasını istemez. Herkes çekini ödeyebilmek, ticari itibarını korumak ve geliştirmek ister. Geçen yılki düzenlemeden sonra tahliye olan binlerce esnaf salgının ağır şartlarından dolayı verilen 1 yıllık sürede ne işini gücüne bakabildi, ne yeni bir iş kurabildi. Şimdi bu insanları yeniden cezaevine yollamak ceza adaletine sığmaz. Kişileri hapiste tutmak; faaliyetlerini, kazanç sağlama ve borçlarını ödeyebilme imkanlarını ortadan kaldırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bugün çek, bono (senet) gibi itibarını kaybetmiş bir kıymetli evrak haline geldi. Vadeli çek uygulamasına bir an önce son verilmeli veya Türk Ticaret Kanunundaki gibi vadeye 60 gün sınırı getirilmeli, karekodlu çek kullanımı zorunlu olmalı.
Geçici önlemler yerine dünyada başka bir örneği olmayan karşılıksız çeke hapis cezası uygulaması müjdelenen yargı reformuyla birlikte bir an önce kaldırılmalı ve yaklaşmakta olan dip dalgası önlenmeli. En azından içinden bulunduğumuz salgın dönemi değerlendirilerek iş işten geçmeden 5941 sayılı Çek Kanununa geçici bir madde eklenmek suretiyle Mart ayında cezaevine girecek olan binlerce esnafa yeni bir imkan sağlanmalı ve hükümlerin infazı en az iki yıl ertelenmeli.
- Depremin Vergisel Sonuçları-1
- VUK 359'UN ANAHTARI YARGITAY'DA!
- VERGİ DAVALARINDA "SİRAYET" MÜMKÜN MÜ?
- COVİD-19 VERGİSEL MÜCBİR SEBEP SAYILABİLİR Mİ?
- Eşitliği Çöpe Atan Vergi: "Değerli Konut Vergisi"
- KARŞILIKSIZ ÇEKTE DİP DALGASI GELİYOR!
- Vergi Barışında Başvuru ve Ödeme Süreleri
- Vergi, Prim ve İmar Affı Neler Getiriyor?
- 7104 Sayılı Kanun Yayımlandı.
- 7103 Sayılı Torba Kanun Neler Getiriyor?